16 Şubat 2014 Pazar





Nereden ve nasıl bir yavru sahibi olabilirim?

Sizi mutlu edecekse, arkadaşınızın ırk olup olmaması önemli değil ise sokaktan ve barınaktan yavru temin edebilirsiniz.
Köpekler standartlarına göre değil, karakterleri, davranışları ve ifadelerine göre çok sevilirler ya da biraz daha az. Barınaktan ya da sokaktan böyle bir köpek bulamama ihtimaliniz de çok az.
Irk aramıyorsanız barınaklar ve sokaklar sizi bekliyor.
 Bu konuda tavsiyem, acıdığınız değil, hoşlandığınız ve size en uygun köpeği seçmeniz olacaktır. Köpek davranışı konusunda uzman biriyle seçim yapmak size büyük sıkıntılardan kurtarabilir.
Irk köpek istiyorsanız biraz daha fazla araştırma yapmanız gerekecektir.
Hangi ırkı alırsanız alın fark etmez.
Alacağınız ırk yavrunun üreticisinin FCI üyesi bir Federasyon ve dernek üyesi olması sizin iyi bir yavru bulma ihtimalinizi artıracaktır. Secereli, kayıtlı, dernek üretim kurallarına uygun  ve bilinçli üretim yapan üreticilerle  iletişim kurmanız önemlidir.
Eğitim ve terbiye, yavru yeni sahibine gidene kadar yavrunun üreticisinin sorumluluğundadır! Her köpek üreticisi bunun bilincinde olmadır. Her üretici köpek terbiyesini bilmek ve uygulamak zorundadır.
Böyle bir üretici araştırmak ve bulmak sizi biraz yorabilir ama bence denemeye değer.
İyi üreticiler aynı zamanda iyi eğiticilerdir. Köpek davranışını ve terbiyesini bilirler. Bir üreticinin köpek eğitimini bilmesi gerekmez diye düşünür bir çok üretici. Ya da bir çok kişi…
Soru şu; Köpek terbiyesini bilmeyen bir üretici ürettiği yavruyu aylarca sahiplendiremediği taktirde elde kalan yavru ne olacak? Aslında cevap belli; Yazık olacak…



*Eğitime en doğru başlama yaşı nedir?

Yavrularda bilinç oluşmaya ve yavrular mobil olmaya başladığında öğrenme süreci başlar.
Yavrular başta motor şablona göre içgüdüsel olarak hareket etseler de, çevreninde etkisiyle, ortaya çıkan davranışların tekrarı/sıklığı davranışların kalıcı olmasında etkendir.
Doğru ya da yanlış yoktur! Öğrenilen ya da müsaade edilen davranışlar vardır.
Bu sebepten dolayı eğitime/terbiyeye 3-4 haftalıkken başlanabilir diyebiliriz. Zihinsel uyarım, farkındalık ve öğrenme süreci bu dönemden başlayarak yavru 4-6 aylık olana kadar çok hızlı bir şekilde gelişir. Bu dönemde yavru köpeğin “size göre” doğru olan davranışlarını işaretlemek ve pekiştirmek gerekir.




*Köpeğimizin alması gereken ilk eğitimler nelerdir?

Köpekler sürü hayvanıdır. İnsanlar gibi sosyal canlılardır. Fakat bu iki canlı türünün sürü kuralları birbirinden farklıdır! Hatta farklı sosyo-kültürel ve ekonomik sürüler de kendi içinde de süreklik arz eden değişimler sergilerler.
Bu sebepten dolayı her sürü için farklı terbiyeler ve eğitimler gerekebilir!
Her köpeğin alması gereken terbiye, öncelikle lidere saygı duymak olmalıdır! Saygı duyulmayan lider sözde liderdir ve dikkate alınmaz. Dikkate alınmayan lider eğitici ve öğretici olamaz. Öğrettiklerini rüşvetle yaptırır ya da köpek yapmak istediği için gösterir öğrenilmiş davranışı.

 Evde yaşayacak köpekler için ev terbiyesi çok önemlidir. Serbest ve kısıtlı alanların tanıtılması ve köpeğe ait bir yer belirlenmesi ve yavruya yerinin öğretilmesi gerekir. Isırma kemirme davranışının ortaya çıkmasını engelleme, Havalandırma rutininin oluşturma, Motivasyon kaynaklarının kullanımı(özellikle sahibin alması gereken eğitimdir!) Box eğitimi ve tuvalet eğitimi de erken yaşta bir an önce öğretilmesi gereken eğitimlerin başında gelir.

Tüm bunları yapabilmek için ise akustik ve vücut dili kullanılarak bir “dil” inşa edilmelidir.

Köpek sporu ve servis köpeklerinin büyütülmesi/terbiyesi/eğitimi birbirinden farklıdır.
Örneğin, arama kurtarma işi yapacak bir köpek insanlarla sosyal ve güvenen bir yapıya sahip olması gerektiği kadar başkaları tarafından ödüllendirilmesinde bir sakınca yoktur zira bu işi yapacak köpekler yabancılar tarafından ödüllendirilmelidir. Bu eğitimin bir parçasıdır.

Koruma işi yapacak bir köpek ise, ancak insanlardan korkmayacak kadar insanların bulunduğu sosyal ortamlarda bulunabilir fakat başkaları tarafından ödüllendirmez. Koruma köpeği şüpheci olmalı ve yabancılara güvenmemelidir. Farklı büyütülmelidir.

Örnekleri çoğaltabiliriz.

Bu dönemde köpekten çok köpek sahibinin eğitim alması gerektiğini de belirtmek isterim.

Kitaptan okuyarak, TV serilerini izlemekle ya da eğitim videolarıyla köpeği tanımak, birlikte konforlu yaşamak ve terbiye etmek mümkün değildir.

Yavruyu almadan önce, eve geldikten sonra ve düzenli aralıklarla iyi bir köpek terbiyecisi ve eğiticisiyle ortak bir çalışma yürütmek çok faydalı olacaktır. Köpeğinizi eğitmenle büyütmek ve eğitmek size çok şey katacaktır. Size köpeği tanımanızı, iletişimi, liderliği, eğitimde kullanılan teknikleri öğrenmenizi, köpeğinizin öğrendiği komutları yapmaması durumunda ne yapmanız gerektiğini öğreneceksiniz.

 “Otur, yat, bekle” vs.. gibi komutlara daha gelmedik bile!

Bu komutların bir günde öğretildiğini biliyor muydunuz?

Önemli olan köpekle iletişim kurmayı sağlamaktır. Bu mümkün olduğu takdirde köpekle aranızda mükemmele yakın bir uyum kurulabilir. Ve iletişim kurulduktan sonra sadece otur yat bekle değil birçok komutu çok kısa bir süre içerisinde köpeğinize öğretebilirsiniz.

Her köpek bir projedir!

Geleceği yani istikbali, eve gelir gelmez ya da öncesinde planlanmalıdır!

KÖPEK EĞİTİMİNE 6 AYLIKKEN BAŞLANMAZ! ERKEN BAŞLANMASI GEREKİR!

Bununla birlikte eğitimi ve terbiyesi geciktirilmiş köpekler de eğitilebilir!



*Hayvan sahiplerine bu konuda düşen sorumluluklar nelerdir?

Köpek sahipleri, çoğunlukla köpeklerini çocukları gibi görürler. Köpeklerinden bahsederken ağız alışkanlığı gibi görünse de onlara “oğlum” ya da “kızım” diye seslenirler.

Köpeğini kendi çocuğu yerine koyan bir sahibin, köpek üzerindeki etkisi ya da kontrolü, gerçekte sahip olduğu ya da olmadığı çocuğuna olan etkisi ya da kontrolü kadar olabilir dersek yanlış olmaz sanırım.

Ya da bir köpek sahibinin köpeğinden beklentisinin miktarı, çocuğundan beklediği şeylerle orantılı olmalıdır da diyebiliriz.

Hiç kimse çocuğunu bir köpek gibi kontrol etmez ve etmek istemez. Tek bir komutta gelen, oturan, yatan bir çocuğunuz olsun ister miydiniz?

Ya da 15 yaşındaki oğlunuzu kucağınıza almak ister miydiniz?

Ya siz çocuklar? Babanızın önce önünüze yemek koyup ardından ısırıp ısırmayacak mı diye önünüzden yemeğinizi alması hoşunuza gider miydi?

Yetişkin ama çocuk kalmış köpekler büyütmeyelim.

Büyüttüğümüz köpek yaşının olgunluğunda olmalıdır!

Köpek sahiplerinin tamamına yakını, köpeklerinden koşulsuz itaat bekler.

Bu sağlanabilir bir şeydir ama çok kolay değildir. Böyle bir köpeğe sahip olmak isteyen köpek sahibinin; Duygusal davranmaması, temel prensiplerden ödün vermemesi, tutarlı olması ve önceden verilen hakları sonradan almamak üzerine bir ilişkiye başlaması gerekir.

Köpek davranışı/psikolojisi hakkında bilgi sahibi olması önemlidir. Saygı duyulan bir lider, dürüst ve adil bir otorite olmalı, güven vermelidir.

 Her köpek sahibinin köpek eğitimini ya da idaresini öğrenmek üzere iyi bir köpek terbiyecisi/eğiticisinden dersler alarak kendi köpeğinin eğitiminde bizzat kendisi de bulunmalıdır.

Doğrularınız ve yanlışlarınız değişken olmamalıdır.

Basit ve sade bir dil köpek ve sahibinin ilişkisini güçlendirir.



Egzersiz önemli midir? Köpeğimle birlikte neler yapabiliriz?

 Köpekler avcı motor şablonuna sahip canlılardır. Bu atalarından gelir. İçgüdülerine göre egzersiz ihtiyaçları karşılanmalıdır. Bu egzersizler, köpek sahipleri için; Top at-getir ve benzeri oyunlar, ya da Frisbee, Agility, IPO gibi kuralları olan köpek eğitim disiplinleri yaparak köpeklerin egzersiz ihtiyaçlarını karşılayabilirler.
Her köpek sahibi bu egzersizler yapabilir ya da bir köpek kulübüne üye olup hem köpeği ile keyifli anlar yaşayıp hem de müsabık olabilirler.

www.vonjuliet.com adresini ziyaret ederek  bu tip aktivitelere katılmak için iletişim kurabilirsiniz.

İçgüdülere göre egzersiz köpeklerin yaşamında çok önemli bir yer tutmaktadır. İçgüdülerini yaşayamayan köpeklerde mutsuzluk, keyifsizlik, cansızlık ve depresyon görüldüğü gibi aşırı şarj olmaktan dolayı hiperaktivite de görülmektedir.

Köpek sevmek bazen onu sevmemektir!

Akşama kadar kucakta gezdiğinizi ve sizi sürekli olarak fiziksel olarak birinin sevdiğini düşünsenize. Sıkıcı olmaz mı?

Erdinç Sarımusaoğlu
- Canine Dresseur-


Her hakkı mahfuzdur. İzinsiz kopyalanamaz ve paylaşılamaz.

24 Aralık 2013 Salı

Spor/İş yapacak yavru ile yaşam

Spor/İş yapacak yavru ile yaşam
Spor ya da iş yapacak yavrunun eğitim öncesi bakımı, barındırılması ve yapılacak işe ya da spora göre şekillendirilmesi çok önemlidir. Yavrular istenmeyen alışkanlıklarını en çok çevre yoluyla edinirler. Çevreyi; barındırıldığı yer, aile, eş/dost olarak tanımlayabiliriz. Yavru büyütülürken eğitime yönelik çalışmalar yapılmalı, ne çevreden tamamen izole tutulmalı ne de kontrolsüz bir şekilde çevrenin etkisine maruz kalmalıdır.
Barınma, barınmanın sağlığa ve eğitime etkisi:
İki aylıkken alınmış bir yavrunun kışın bahçede hepimizin bildiği klasik bir köpek kulübesinde yaşaması, yavru köpeğin sağlığı açısından doğru değildir. Klasik köpek kulübesinde yaşayan yavru köpek, sürekli olarak kulübenin içerisinde yaşamayacağı için soğuğa, yağmura maruz kalacaktır. İki aylık bir yavru için ortam ısısının 10-15 derece arasında olması, zeminin ahşap olması, ıslak ya da beton zemine sürekli temas etmemesi, rüzgar yönünün hesaba katılarak ortam hazırlanması yavrunun sağlığı açısından faydalı olacaktır. Hastalanan yavru, hastalığın derecesine göre verilen ilaçlar(Antibiyotik vs..) ve hastalığın süresi yavrunun fiziksel olarak gelişimine negatif etki edecektir. Hastalık süresi içerisinde yapılan uygulamalar (iğne, tedavi vs..) yüzünden bazı korkulara sahip olması muhtemel olan yavru, yine tedavi süresine bağlı olarak aşılamanın yapılamaması ve gecikmesi yüzünden sosyalleşme sağlanamayacağı için her açıdan eksik bir yavru olacaktır.
Eğitime olan etkisi ise şudur; kontrolsüz bir şekilde sürekli bahçede kalan yavru diğer insanlarla direkt olarak iletişim kuracak ve doğru ya da yanlış(genellikle yanlış) bir çok şey öğrenecektir.En iyi köpek, kafası olabildiğince açık olan, karışık olmayan, öğrenmeye hazır tutulandır. Köpeğe eğitileceği branşa göre bir ortam hazırlanır ve o doğrultuda çalışmalar yapılır.
Yaklaşık 3X2 m boyutlarında bir köpek evi içerisine, 75X75X110 cm boyutlarında küçük bir kulübe temin edilir. İç tarafa küçük kulübenin inşa edilmesinin sebebi köpeğin vücut ısısıyla köpek evinin tamamını ısıtamayacağı içindir. Hava şartlarını dikkate alarak kulübenin dizaynı değiştirilebilir. Köpeğinizi gün içerisinde dışarı çıkaramayacak iseniz bu kulübeye ek olarak bir havalandırma ekleyebilirsiniz. Bu sayede köpek tuvaletini dışarı yapacaktır.
Köpeğinizi geniş bir bahçeye değil de böyle bir köpek evine koymanızdaki amaç köpeği insanlardan uzak tutmak değildir. Sahibi yokken insanlardan uzak tutmaktır! Evde yaşayan biri, köpeği en az 3 kere dışarı çıkarmalı, köpek dışarı çıktığında egzersiz, oyun ve eğitim ile ilgili çalışmalar yapılmalıdır. Bir yavrudan bahsedecek olursak yavrunuzun siz yokken başına neler geleceğini bilemezsiniz. Yavru köpeğiniz her türlü etkiye siz onun yanındayken, sizin kontrolünüzde maruz kalmalıdır; siz yokken değil. Yavru köpeğinizi oluşabilecek tehlikelerden uzak tutmalı, olası bir travmayı engellemelisiniz. Eğitime yönelik tavsiyelere ek olarak; Eğer köpek eğitimini bilmiyorsanız ve sonradan SchH ve benzeri puana dayalı sporlar yapmayı düşünüyorsanız, köpeğinizi kendi başınıza eğitmeniz tavsiye edilmez. Zira yanlış öğretilen komutların sonradan düzeltilmesi kolay olmamaktadır. Eğitim sahip tarafından olacaksa bir eğitmen ya da bir kulüp eğitmeni nezaretinde kulüpte yapılmalıdır.
Evde yaşayan yavrular
Evde yaşayan hayvanların yaşadığı en büyük problemlerin başında az egzersiz, iç ve dış mekan ısısının ani değişimi sonrası ortaya çıkabilecek hastalıklar, hiyerarşide sahip ile köpeğin aynı seviyeye çekilmesi sonrası yaşanan itaat problemleri, sonradan itaati sağlamak için uygulanan düzeltmeler yüzünden içgüdülerin baskılanmasıdır. Yavru köpekle egzersiz yapmak için her gün yavru yorulana kadar gezinti yapmak yeterlidir. Yavru yorulduğunda egzersizi kesmelisiniz. Yavrunuzu gezdirirken göğüs tasması kullanmanız yavrunun kas yapısına pozitif etki edecektir. 2-5 aylık yavrunun, parklarda, bahçelerde, ormanda, sizi çekmesini teşvik edebilirsiniz. Zamanı gelince yavruya yanınızda sizi çekiştirmeden yürümesini öğretmek çok zor değildir. Ev içerisinde yavru her istediğini yapabilecek şekilde özgür bırakılmamalıdır. Örneğin köpeğiniz büyüdüğünde koltuğa çıkmasını istemiyorsanız yavruyken de çıkmasına izin vermeyin. Verilen hakları sonradan geri almak düzeltme yapmadan kolay olmaz! Liderin siz olduğunu köpeğinize yavruyken öğretmelisiniz. Köpeğiniz istediğinde değil, her şey siz istediğinizde yapılmalıdır. Örneğin, ağlayarak bir şeylere sahip olmayı öğrenen yavru bunu öğrenecek ve sürekli kullanacaktır.
Tuvalet eğitimi: En kolay eğitimdir. Fakat sahiplerin tembelliği, mevsim kış ise dışarıda yeterince yavru ile zaman geçirilmemesi yüzünden en fazla sıkıntı duyulan konudur. Köpek eğitimi şartlanma üzerine kurulmuştur. Sürekli eve çiş/kaka yapan yavru, eve yapmaya alışacağı için dışarıya çiş kaka yapmak istemeyecektir. Gün geçtikçe kaka ve çiş miktarı arttıkça köpek sahibi artık yavrunun tuvaletini dışarı yapması gerektiğini düşünerek tuvalet eğitimine başlamak ister. Fakat iş işten geçmiştir. Saatlerce dışarıda beklemek istemeyen sahip tekrar eve döner ve yavru tuvaletini tekrar eve yapar. Bu bir kısır döngüdür. Tuvalet eğitimi yavrunun eve geldiği ilk günden itibaren başlamalıdır. Yavru köpek eve tuvalet yapmaya şartlanmamalı, dışarı çıkartılmalı ve kaka/çiş yapmadan eve geri dönülmemelidir. Ne sıklıkta dışarı çıkarmalı sorusuna verilecek cevap: Ne kadar sık çıkartılırsa o kadar çabuk biter olacaktır. Yavru köpek tuvaletini dışarı yaptığında hoş bir ses tonuyla birlikte desteklenerek bir ödül mamasıyla ödüllendirilir. Eve yapması halinde hoş olmayan bir ses tonuyla düzeltilir. Köpekler tuvaletlerini bulundukları mekana yapmazlar. Kendi bölgelerinden uzağa yapmak isterler. Bu yüzden box kullanımı faydalıdır. Köpek taşıma box’ı kullanarak tuvalet kaçırmalarını bir müddet engellemek mümkündür. Fakat yemekten hemen sonra box’a koyulan ve uzunca bir süre orada tutulan yavru bu sefer box’a tuvaletini yapabilir ve işler daha da kötüye gidebilir. Box kullanacaksanız, tuvaletini yapmamış yavrunuzu box içerisinde çok fazla tutmamalısınız. Köpeğinizin tuvaletinin geldiğini; hareketlerinden, vücut dilinden anlayabilirsiniz. Tuvalet eğitimine en geç cevap veren yavrular petshoplardan alınan yavrulardır. Petshoplarda çok küçük kafeslerde tutulan yavrular bazen haftalarca kakalarını bu küçük kafeslere yaparlar. Bir müddet sonra yavrular çiş ve kaka ile yaşamayı normal sayarlar ve bu bir alışkanlık haline gelir.
Köpeğinizin yemeğini sulu vererek dolaşımı hızlandırabilir, dışarıda geçirilen süreyi kısaltabilirsiniz. Köpeğinizi beton zeminde değil toprak zeminde dolaştırabilirsiniz. Mümkünse daha önce eve yapmış olduğu idrar ya da dışkıyı, köpeğinizin tuvaletini yapmasını istediğiniz bölgeye taşıyabilirsiniz. Sevk kayışında köpekler tuvaletini yapmak istemeyebilir. Kontrollü bir şekilde sevk kayışını çıkarabilirsiniz. En çok tuvalet kaçırmaları geceleri ya da sabaha karşı olmaktadır. Bu yüzden köpeği sabitlemek ya da boxlamak faydalıdır. En son öğününü sulu bir şekilde verdikten sonra son kez su içmesine izin verilen köpeğin önünden su kabı kaldırılır. Dışarı çıkartılır, tuvaleti yaptırılır ve sabaha kadar su içmesine izin verilmez. Sabah erken kalkılır, su verilir ve hemen dışarı çıkılır.
Bakım; Yavru köpeğinizin taranmaya ihtiyacı olmasa da köpeğinizi her gün taramanız faydalıdır. Taranan köpek sizin ona dokunmanıza izin veriyordur ya da verecektir. Dokunmak köpeğinizle sizin aranızda bir iletişimin olduğunu gösterir. Köpek sizin dokunmanıza izin veriyorsa veterinere gittiğinizde, bir yarışmada “stand” yaptığınızda, ve onu idare ederken faydasını göreceksiniz. Birçok köpek bahçeye bırakılıp unutulmaktadır ve hiçbir şekilde kontak kurulmamaktadır. Başlangıçta sahibin ilgisizliği yüzünden taranmayan köpek sonradan sahibi taramak istediğinde köpeğin sahibe olan agresyonu ya da izin vermemesi yüzünden gerçekleştirilememiştir. Yavruyken oluşturulan altyapı köpeğin tüm yaşamı boyunca sahip olacağı bir tecrübe haline gelecektir.
Sosyalleşme: Sosyalleşmeyi insanlar, köpekler/diğer hayvanlar ve çevre olarak üçe ayırabiliriz. İnsanlarla sosyalleşme hep yanlış anlaşılmaktadır. Yavru köpek, insanlarla sosyalleşsin diye kalabalık bir arkadaş ya da insan topluluğu arasında bırakılmamalıdır. Topluluk içerisinde bulunan insanlar korktukları için ani tepkiler vererek yavruyu korkutabilirler ya da aksine sürekli severek ya da yemek vererek şımartabilirler. Bunu düzeltmeye çalışan siz, kötü, ceza veren, arkadaşlarınız ise ödüllendiren, seven olacaklarından ilişkinizde problem yaşayabilirsiniz. Burada size yavru köpeğinizi insanlardan izole edin demek istemiyorum. Yavrunuzu insanların arasına sevk kayışında çıkarabilir, onu kısıtlayabilirsiniz. İnsanlara, yavrunun insanları yeni tanıdığı konusunda uyarmanız faydalı olacaktır. Yavrular kesinlikle insanlardan izole bırakılmamalıdırlar. “Koruma yapacak köpek yavruyken insanlardan uzak tutulmalıdır” görüşü tamamen yanlıştır. Yavru köpek, insanlarla bir arada tutularak insanlardan korkulmamasını öğrenmelidir. Yavru 6-7 aylık olduğunda yapılan izolasyon koruma köpeğinde faydalıdır. Koruma ya da arkadaş köpek olacak bir köpek ne olursa olsun çocuklarla sosyalleştirilmiş olmalıdır. Çocuklara gösterilecek en ufak agresyon, dominasyon kesinlikle affedilmemelidir. Köpek sahiplerinin yaşadığı en büyük problemlerden biri diğer köpeklere havlama, agresyon göstermeleridir. Daha yavruyken ortadan kaldırılması gereken bu problem sahiplere başlangıçta “yaşasın köpeğim diğer köpeklerden korkmuyor havlıyor” düşüncesiyle mutluluk vermektedir. Yavru köpek korktuğu için ya da diğer köpeklerle ilişki kurmayı bilmediği içinde havlayabilir. Bunu düzeltmek için sevk kayışıyla onu uyarabilir, ‘hayır’ diyebilirsiniz. Ya da havladığı köpeğin dengeli bir köpek olduğundan eminseniz sevk kayışını açabilirsiniz. (Tecrübeli biriyle yapmanızı öneririm) Çevre sosyalleşmesinin başında trafik, farklı ortamlar(Orman, göl vs..)çeşitli zeminler(kaygan, plastik, ahşap, vs..) ve değişik sesler gelmektedir. Sosyalleşme adım adım, aceleye getirilmeden yapılmalıdır. Sosyalleşme kesinlikle POZİTİF yöntemlerle yapılmalıdır. Sosyalleşmede negatif yöntemler kullanamazsınız. Köpeğinize güven vermenizi, onunla bir ekip olduğunuzu hissettirmenizi ve göstermenizi tavsiye ederim. Köpeğiniz yalnız başına değil sizinle birlikte, sizin yardımınızla yeni şeyleri tanımalıdır.
Yavruyla Oyun: Yavruyla ipli toplarla ya da yumuşak ısırma aparatlarıyla dikkatli bir şekilde oynayabilirsiniz. Top at getir ve benzeri oyunlar oynamak hem oyun hem de egzersiz açısından faydalıdır. Birçok insan canı sıkılmasın diye oyuncağı yavrunun yanında bırakmaktadır. Oyuncağa zaten sahip olan yavru sahibiyle belki oyun oynasa bile, iş eğitime geldiğinde, oyuncak karşılığında köpekten iş istendiğinde, köpek istekleri yerine getirmeyebilir, ya da oyuncaktan bıkar ve daha sonra ilgi göstermez. Bu yüzden yavruyla oyuncağını baş başa bırakmayın. Yavruyu oyundan bıktırana kadar oyun oynamayın. Oyunu, yavrunun istekli olduğu bir anda bitirin ve oyuncağı kaldırın. Oyuncağın çok değerli bir şey olduğuna inanın ve yavrunun da buna inanmasını sağlayın.
Eğitim: Yavru köpeğinizi ezmeden, oyun ve ödül odaklı bir şekilde eğitmeli, aşırı itaatten kaçınmalısınız. Kesinlikle yavruya düzeltme/ceza uygulanmamalıdır. Yavrunun cesaretini kıracak, onun karakterini ezecek, onu baskılayacak davranışlardan kaçınınız. Yavruya cesaret vermeniz, onun yanında olduğunuzu hissettirmeniz önemlidir. Yavruya pozitif yöntemlerle bazı komutları öğretebilirsiniz fakat bu çalışmalarda zorlama ve baskı olmamalıdır. Kural şudur: “Doğru davranış ödüllendirilir, yanlış davranış düzeltilir. Peki, doğru davranış nedir, yanlış davranış nedir? Ödüllendirme nedir düzeltme nedir? Her yavruya ya da her köpeğe aynı seviyede ödüllendirme ya da aynı düzeltme yapılabilir mi? Doğru davranış köpeğin alacağı eğitime göre değişebilir. Örneğin, kurtarma köpeği olacak yavrunun insana göstereceği agresyonu teşvik etmek yanlıştır. Fakat, koruma işi yapacak yavrunun agresyonunu baskılamakta yanlıştır. O yüzden köpeğin yapacağı işi belirleyip o doğrultuda bir plan yapıp düzenli bir şekilde çalışmak gerekmektedir. Her köpeğe farklı seviyelerde ödüllendirme ve düzeltme yapılacağından, branşa göre sistem, yöntem belirlemek gerekir. Bu yüzden bir köpek eğitim kulübüne üye olmanızı ve doğru yönlendirilmenizi tavsiye ederim.
Sporla kalın,

Erdinç Sarımusaoğlu

Cumhuriyet Gazetesi Röportajı;

'Köpekler soytarı değildir, karne hediyesi hiç değildir!'
Türkiye'de yaşanan köpeklere dayak skandallarının ardı arkası kesilmiyor. Türkiye'nin farklı noktalarından her gün sosyal medyada dehşete düşüren işkence videoları paylaşılmakta ve köpeklere uygulanan zulüm gün yüzüne çıkarılmakta. Peki, can dostumuz dediğimiz bu hayvanlara nasıl böyle davranabiliyoruz? Hayvanlara dikte etmeye çalışırken yapılan bu eziyetlerin nedenleri nelerdir? Bu soruları Türkiye'nin profesyonel K9 köpek eğitmenlerinden biri olan ve aynı zamanda Türkiye'nin çok yakından tanıdığı 'Pulsar'ın sahibi Erdinç Sarımusaoğlu'na sorduk.
 Paylaş  
Fırat Aşık
Yayınlanma tarihi: 25 Mayıs 2013 Cumartesi


Türkiye’nin profesyonel K9 eğitmenlerinden biri olan Erdinç Sarımusaoğlu son zamanlarda gündemde olan köpek işkenceleri konusuyla ilgili  merak uyandıran soruları Cumhuriyet Haber Portalı’na  yanıtladı.

Antalya’daki köpek eğitim merkezinde eğitim için verilen köpeklere dayak atılması skandalının ardından her gün farklı bölgelerde köpeklere dayaklı eğitim videoları, haberleri gündeme gelmekte. Köpek eğitimi konusunda Türkiye’nin en başarılı ve uzman kişisi olarak neler söyleyebilirsiniz? Köpek Eğitiminde 'dayak' var mıdır ve bu eziyet görüntülerini nasıl tanımlarsınız?
Söz konusu videoda köpeklere eziyet eden şahısların eğitimci olmadığı ortada. Bir köpek eğitim merkezinde hem eğitmenler hem de bakıcılar vardır. Bu şahıslar eğitimci kimliği taşıyorlarsa da, köpeklere bu şekilde davranan insanlara eğitimci diyemeyiz. Muhtemelen köpeklerin bakımını, beslenmesini ve temizliğini yapıyorlar orada.  Görüntülerin en acı kısmı ise şahısların eziyet etmekten zevk almaları! Köpek eğitiminde dayak yoktur! Dayak var ise, bunun adı eğitim olamaz. Çünkü dayak köpeğe bir mesaj iletmez.

Dayak yiyen köpek paralize olur, korku, endişe, heyecan duyar ve tek istediği bir an önce o kişiden ve ortamdan uzaklaşmaktır. Sahibinden ya da eğiticisinden dayak yiyen köpek tekrar onlarla bir şey yapmak istemez. Bu şekilde eğitim yapmak mümkün değildir.



Köpek eğitimi, köpeğin ihtiyaç duyduğu ödül mamaları ve oyuncaklar kullanılarak motivasyonun ve adapte olma davranışının sağlandığı bir şekilde dizayn edilmelidir. Eğiticinin görevi öncelikli olarak köpeği eğitilmeye istekli hale getirmektir! Bu da ancak beslenme ve oyun yönetimi ile gerçekleşir. Bir köpek eğitmeni köpeğin ihtiyaç duyduğu şeyleri (Çeşitli ödül mamaları ve değişik oyuncaklar) tespit eder ve eğitimde kullanacağı noktaları ve miktarları belirler.

Eğitim oyun şeklinde olduğu takdirde, köpekler sahaya koşarak, hevesle ve mutlu bir şekilde girer. Sahada mutlu olduğu için eğitim sahasını terk etmek istemeyen köpekler de vardır. Köpek eğitildiğini ya da yönlendirildiğini anlarsa bundan hoşlanmayacaktır. Eğiticinin sahip olduğu ödül mamaları ve oyuncaklar bile ilgi çekici olmaktan çıkacaktır. Ve eğiticinin yaptırım gücü kalmayacaktır. Yaptırım gücü kalmayan sözde eğiticiler ise çoğu zaman köpeğe şiddet uygulamaya başlarlar!



‘Her söylediğimi her zaman eksiksiz yerine getiren mutsuz bir köpeğim olmasındansa, ara sıra beni dinlemeyen mutlu bir köpeği tercih ederim’

Doğru davranışı işaretlemek kadar, yanlış davranışın ortaya çıkmasını engellemekte çok önemlidir köpek eğitiminde. Yanlış ya da doğru, bir eylem ne kadar çok gerçekleştirilirse, tekrar edilirse, sonradan ortadan kaldırılması zor bir davranış olarak karşımıza çıkması çok olası bir durumdur. Yavru köpek sehpayı kemiriyorsa, sehpayı ortadan kaldırmalıyız çünkü yavru köpekler bu tip yaramazlıklar yaparlar. Ve yanlış davranışları pozitif kullanarak ortadan kaldırmak çok güçtür. Zira köpek bize göre yanlış olan davranışlarını, göstermiş olduğu eylemler sonrasında pozitife kavuştuğu ya da sahip olduğu için edinmiştir! Köpek havladığında ödül vererek susturmaya çalışmak gibi…

Bir köpeği bir kez yatağınıza aldığınızda emin olun ikinci kez isteyecektir’

Köpek eğitiminde tutarlı olmak gerekir. Büyüdüğünde müsaade etmeyeceğimiz davranışlarına yavruyken de müsaade etmememiz gerekir. Köpekler liderlerine yakın olmak isterler. Bir köpeği bir kez yatağınıza aldığınızda emin olun ikinci kez isteyecektir. 20 kez üst üste yatağınıza aldığınızda ise artık orası onunda yatağı olmuştur. Orada tekrar yatmak istemesi çok normaldir.



‘Yeni sevgili bulduğunuzda, onu yatağınızdan uzaklaştıramazsınız’

 Bazı köpekler sahip oldukları hakları geri almakta daha ısrarcı olabilirler. Bu durumda sahip zor kullanarak, yani negatif yaparak köpeğini yatağından uzaklaştırabilir fakat bu seferde köpek ile sahibin ilişkisi bozulacaktır, bozulmaya başlayacaktır. Yeni sevgili bulduğunuzda, onu yatağınızdan uzaklaştıramazsınız. Başta pozitif gibi görünen durum artık negatif olmuştur! Köpek eğitimi buna benzer birçok önemli, üzerinde durulması gereken, bir çocuk büyütmek gibi ciddi bir şekilde ele alınması gereken bir konu olmalıdır!



‘Dayak' yiyen köpeğin psikolojik travma yaşadığını biliyoruz. Peki, köpeklerde bu durumun atlatılabilmesi için neler yapılabilir?


Köpeğe şiddet uygulamak az ya da çok mutlaka travma yaratacaktır. Travmanın miktarını uygulanan şiddetin miktarı belirlemektedir. Bir insandan dayak yiyen köpek, artık diğer insanlara da eskisi kadar güvenmeyebilir. Kafesinde dayak yiyen bir köpek kafesine eskisi kadar istemeyerek girer. En güvende hissetmesi gereken yer artık güvenli değildir!

‘Ve güven çok zor kazanılır’


Evinde dayağa maruz kalan köpekte depresyon kaçınılmazdır. Her travma miktarına göre bir etki bırakır beyinde, ağır travmalar adeta çizer, kazır travma yaşayan canlının beynini. Ve kolay kolay unutamaz!

Her zaman sinme olarak karşımıza çıkmaz bu problem; dayağa maruz kalan köpekler agresyon da gösterebilirler dayak atan kişiye, dayaktan kurtulmak için sahibini ısırıp korkutan köpekler de vardır. Bu köpekler genellikle sahipleri tarafından terk edilirler ve güvenleri daha da azalır insanlara artık köpeklerin. Güvenemez hale geldiği gibi bazı garip/farklı davranışları tehdit olarak görmeye başlayabilirler; örneğin üzerine doğru çığlık atarak, gülerek, bağırarak gelen bir çocuğu! Her yıl birkaç kez duyuyoruz, ağır yaralanmaların hatta ölümlerin olduğu üzücü haberleri.

Bu haberlerin çıkmasının sebebi, bazen köpeğe eziyet eden bir bakıcı olduğu gibi, çoğu zaman köpek sahibinin de rolü olduğunu söylemek mümkündür.

Travmalarda ilaç tedavisi uygulamak yardımcı olabilir mi?

Travma sonrası terapi ile birlikte uygulanacak ilaç tedavisi de her zaman çok iyi sonuç vermeyebilir. Ayrıca öğrenilmiş yanlış davranışları, psikolojik problem gibi görüp, ilaçla tedavi yapmakta da riskler ortaya çıkacaktır. Veterinerlerin köpek davranışı hakkında yeterli eğitim almadıklarını göz önüne alırsak en son düşünülmesi gereken yöntem bu olacaktır.

Doğru eğitim konusunda önce 'Bireylerin bu konuda eğitilmesi gerektiğini’ söylüyorsunuz peki doğru eğitim nasıl verilebilir ve hangi noktalar eğitimde önemlidir?

Bir köpekle doğru eğitim yapılabilmesi için öncelikle köpeği “Başka bir tür” olarak ele alınması gerekir. Köpeklerin iletişime ve öğrenmeye açık bir beyin yapıları olduğunu, onları çalışırken gördüğümüzde kolayca anlayabiliyoruz. Köpek sahiplerinin köpekleri tanımadıkları için doğru bir iletişim kuramadıklarını düşünürsek sahiplerin bu konuda eğitim almaları gerektiği ortaya çıkar. Biraz da sahiplik kavramını sorgulamak gerekir bu durumda.


Bir köpeğe eğitim verebilmek için öncelikle ortak bir “dil” inşa etmek gerekir. Bir dil olmadan haberleşmek, iletişim kurmak imkansızdır. Uygun fonetikte kelimeler ve vücut dili kullanarak iletişim kurmayı, ses tonunu ve vücudunu kullanmayı öğrenmelidir her köpek sahibi.

Bir köpek sahibi ile bir köpek eğitmeni aynı sorumluluğa sahiptir. En iyi, en konforlu yaşam için köpek sahibinin de bir eğitmen kadar bilgi sahibi olması çok hoş bir durumdur. Köpek ve sahibinin, her ikisinin de birlikte mutlu olduğu bir tablo görmeyi kim istemez.

Bu sonuçların ortaya çıktığı ülkemizde Hayvan hakları koruma yasasının doğru işlemediğini söylemek mümkün o zaman.  

Her hangi bir yasanın kanunlaştırılabilmesi için öncelikle insanlara neden yasaya uymaları gerektiğini anlatmak gerekir. Köpekleri insanlara anlatmamız gerektiğini düşünüyorum. Bu kadar yakın, iç içe olup ta birbirine bu kadar yabancı iki tür yoktur doğada. Çünkü insan kendini daha önemli görür köpekten. Kullanır aslında onu, bazen arkadaş olarak, bazen koruma ihtiyacını karşılamak için…  İnsanlar köpekleri anladıklarında, tanıdıklarında zaten yasayı uygulamaya pek gerek kalmayacaktır.

“Köpekler soytarı değildir, karne hediyesi hiç değildir! Köpek aslında köpek değildir! “

Profesyonel Köpek eğitimi farkında lığı konusunda Türkiye'de ne gibi çalışmalar var?

Profesyonel eğitmen ile köpek sahibini birbirinden ayıramayız. Her köpek sahibi kendi köpeğini kendisi eğitebilir, doğru olan yol da budur. Bunun için Türkiye’de ‘köpek eğitim Kulüpleri’ne ihtiyaç vardır. Köpek sahipleri, bu kulüplere gidip köpeklerini hiç bırakmadan eğitim alabilir, müsabık olabilirler ve kendilerini profesyonel eğitmenler ile yarışıyor bulabilirler. Kulübümüzde spor yapan pet sahipleri ülkemizdeki birçok köpek eğitmenini giremediği sınavlarda başarılı olmuşlardır. Yani, herkes köpek eğitebilir.

Bu konuyla ilgili 10 yıla yakın süredir dernekler ve federasyon bünyesinde ben ve ekibim hizmet verdik, vermeye devam ediyoruz. Başkanlığını yaptığım Belçika Malinois Köpeği Derneği olarak her yıl birkaç kez köpek sporları seminerleri veriyoruz ve yarışmalar düzenliyoruz. Köpekli sporlar, tüm Avrupa ülkelerinde insanların çok ilgi gösterdikleri hobilerdendir; çünkü hem köpeğin fiziksel ve mental ihtiyaçlarını doyururken, hem de içgüdülerini besliyor ve sahibin köpeğini daha iyi tanımasını sağlıyor. Bu seminerler sahipte/eğitmende farkındalık yaratıyor ve köpeğiyle iletişimi artıyor. Bu konuyla ilgilenen köpek sahipleri her ırktan köpekle derneğimizin aktivitelerine katılabilirler. Aktivitelerden ve seminerlerden haberdar olmak için www.malinoisturkiye.com ve  www.vonjuliet.com adreslerini ziyaret edebilirler.

Hiçbir şey göründüğü gibi değildir. Herkes biraz figürandır. Bazıları ise çok iyi oyuncudur.

Hiçbir şey göründüğü gibi değildir. Herkes biraz figürandır. Bazıları ise çok iyi oyuncudur.

Hayvansal içgüdülere sahip bazı insanlar eğitimli hatta kültürlü olabilirler. Toplumda kabul gören maksimum terbiyeye sahibi olup, düzgün giyinebilirler. Diksiyonları düzgün olabilir, demogog olabilirler. Yalan dolan, goygoyu çok iyi bilebilir, iftirayı yaparken zorluk çekmeyebilirler. Mütevazi görünebilir, İkiyüzlü, yalancı, mağdur, mağrur, sakin, soğukkanlı, güçlü görünebilir, olabilirlerde. Ve hatta kötülerle mücadele edebilirler kendileri de kötü oldukları halde! 

Hangi mecrada bulunurlarsa bulunsunlar birincil faydayı kendilerine sağlarlar. Hayvandır onlar, hayvanlardan daha fazla!

İyi insan olmak ne kadar zor ise, iyi insanı ayırt etmek te o kadar zordur. 

Kandırmak çok kolaydır kanmak isteyeni. Eğer karşısındakini sorgulamıyor ve korkuyorsa, adaptif, tabi ve teba olmak ister sürü!

Beklentisi temel ihtiyaçlar seviyesindedir sürünün. Hayatta kalmak, yemek, barınmak ve üremek onlar için yeterlidir. Ama lider için ürediğini ve yaşadığını bilmez sürü! 

Tembelliktir inanmak. İnanmak ve kanmak isteyen sorumluluk almak istemez. Kolaydır peşinden gitmek birinin, bu yüzden yetkiyi vermiştir sürü liderine. 

Ot bile ölmek üzereyken su diye ağlamıyorken, insan karnı tokken bile ağlar. Nasılsın diye sorarsın pişman olursun sorduğuna.

İyi şeyler lidere aittir kötü şeyler ise sürüye! Lider yetkilidir. Sürü sorumlu!

İnsanoğlunun salağı inanmak ister birilerine…

Ve eylemle değil de konuşarak iletişim kurmak en büyük tehlikedir insanlık için. Anlatır anlatır durur bazıları. İkna eder kalabalığı. Bin kişi çalışır bir kişi yer. 

Felsefe rüyadır sosyalizim gibi… Demogoji ise kapitalizimin en büyük silahlarından biridir. 

Kapitalizim demogojiyi ve inançları çok severek kullanır. Yalancının önde gidenidir. Reklam ajansıdır aslında... Kendini iyi göstermek için yerlere yatar, diz boyudur rezalet! Olmadığı gibi gösterir kendini. 

Kapitalizm birincil güç ise günümüzde, O gücün sahip olduğu nimetlerinden bir parça faydalanmak isteyen ikincil solucanlar çok şey istemezler yönetenlerden. Yönetene yakın durmak iyi hissettirir çünkü yöneten umut vericidir. Çünkü akıllıdır yöneten, doygunluk sağlamaz, doyurmaz! Açlık ve sürü yönetimini bilir. Sürü ise sadece acıkmayı bilir. 

Liberalizm özgürlükten gelse de, fırsatçılık ve orta yolculuk için bir barınaktır. 

Demogojiyi farketmez Fast food tüketicisi. Farkeden ise organik tarım yapar çok uzaklarda, faydası olmaz sürüye!

Para ve itibar için anasını satmasa da bazı liderler, analarına küfür edilmesine razı olurlar, bulundukları, itibar gördükleri pozisyonları korumak için. Anneler ise severler sorgulamadan karaktersiz oğullarını. 

Liderlik herkesi mutlu etmek değildir. Kendi doğru bildiğini yapmaktır. Zaten liderden beklenen de budur kendisini lider seçen insanlar tarafından. 

"Biz bilmiyoruz sen bilirsin" anlamı taşır seçmek! Lider milletin hizmetçisi değildir kandırıyorlar bizi. Zaten bilseydin seçmez, seçilirdin! Bu yüzden doğru şeç liderini saygın bir sürü olmak istiyorsan.

Gücünün farkında değildir koyunlar ve sığırlar. Tek bir köpek güder 1000 kişilik sürüyü! 

Köpek lider midir?

İşte öyle bir hayvandır ki insan hayvanı, hayvanı hayvana güttürür.

Kimse hizmet etmek istemez. Ama hizmetçiye kimse hayır demez.

Hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığını anladığımızda. Her şey göründüğü gibi olacaktır.



Erdinç Sarımusaoğlu

23 Aralık 2013 Pazartesi


Sahiplik / Liderlik, Aidiyet / Sadakat ve Sürü Psikolojisi


Sahiplik kavramı, cansız objeler için kesin bir durumdur fakat canlılar söz konusu olduğunda sahiplik kavramını sorgulamak gerekir.
Eğer kendine egemen, sağlıklı, kafası rahat/korkusuz ve gözü pek bir köpek istiyorsa lider, şunu göz ardı etmemelidir; “Hiçbir lider karakteri olan bir köpeğe sahip olamaz ve olmaya çalışmamalıdır.”
Bir köpek kendi istediği kadar, istediği kişiye ait olur fakat sahipliğe izin vermez böyle bir şey onun dünyasında yoktur.
Doğru iletişim, güç ve itibar’dır liderin yanında köpeği tutan. Burada güç; beslenme, barınma, korunma olarak düşünülebilir. İtibar ise bunların düzgün ve köpeğin ihtiyaçları doğrultusunda adil ve tutarlı bir şekilde karşılanmasıyla sağlanabilir.
Güç ve itibar köpeğin ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik doğru ve düzgün bir şekilde pozitif olarak kullanıldığı takdirde; köpekte sadakat ve aidiyet duygusu gelişir. Dolayısı ile sahip olmak isteyen köpek sahibi kendisini daha fazla “sahip” olarak hissedip, ego’sunu besleyebilir. Tabii köpek sahibi bu farkındalığa sahip olduktan sonra hala köpeğine sahip olma sevdasının peşine düşer mi bilinmez!
Herkes sürü sahibi olmak ve sürüyü gütmek ister ama karakter sahibi sürüyü gütmek zordur. Zoru gören eski kafaya sahip sürü lideri negatifle sürüyü bir arada tutmaya çalışır. Negatif ise sürüyü dağıtır, kaçırır, uzaklaştırır.
Ağır korkuların yaşatıldığı sürülerde dağılma, kaçma, uzaklaşma olmayabilir ama bu durum işlerin yolunda gittiğini göstermez! Çünkü sürü artık sağlıklı düşünemez hale gelir. Liderin ne zaman negatif yapacağını kestiremeyen sürü doğal davranışlar sergileyemez. Bu durum süreklilik arz ettiğinde ise depresyon kaçınılmaz olur.
Negatif tutuma sahip liderlerin sürüsü ya kaçar dağılır ya da sözde sahibe/lidere diş göstermeye başlar.
Gerçek olan bir şey daha vardır ki; sürü bitmişse lider de bitmiştir. Bununla birlikte güçlü sürüler lideri de bitirebilir!
Köpeğimiz kimliği ve karakteri olan bir canlıdır. Öncelikle onun kendine egemen bir yapıya sahip olması gerekir ki sadakatinden şüphe edilmesin!
Kendine egemen olmayan bir köpek olsa olsa köle olur. Köle sadakati düşünemeyen korkak beyinlerin beklentisidir.
Hiç efor sarf etmeden köpeğin kendisine itaat etmesini bekleyen insanlar hiçte az değildir. Bu sadece başka bir türün kendisine koşulsuz itaat etmesini bekleyen bir ego değildir. Başka bir türden bir canlı olan köpeğe verilen kıymettir ya da kıymet vermemektir.
Korktuğu için sahibin yanından ayrılmayan, ya da her dediğini yapan köpeğin sadakati sadakat değildir. Korkudur!
Kendisinden korktuğu halde sürünün lideri olarak kalmayı kendine yediren kişi lider değil, olsa olsa diktatör olacaktır.
Ne yazık ki bu, köpeklerin kaderidir. Köpekten başka hiçbir canlıdan “otur, yat, bekle” gibi bir itaat beklemez insanoğlu.
Köpek aslında köpek değildir!
Bir köpeği anlamak için “Köpek” isminin bize hiçbir şey ifade etmemesi, köpek diye bir canlının var olduğundan haberdar olmamamız ya da köpek diye seslendiğimiz canlıyı, duyduklarımızın, bildiklerimizin, okuduklarımızın, izlediklerimizin etkisinde kalmadan, önyargısız bir şekilde anlamaya çalışmamız gerekir.
Bir köpeğin sahibi olamayız çünkü; bir bireyin sadakati ile aidiyetidir liderin bireye sahip olduğunu hissettiren! Sadakati lider inşa eder eğer liderliğe soyunduysa. Ve sadık olmayı öğretir köpeğine, ama ilk önce kendisi öğrenerek başlar. Emek ister sadakat!
Her bireyin ihtiyaçları farklıdır. Bu yüzden sadakat seviyesi de farklı karakterlere sahip lider ve köpeklerin, ilişki kombinasyonları sonrası karşımıza farklı seviyelerde çıkar.
Birey olan bir canlıya %100 sahip olmak mümkün değildir. Sahipliğin maksimum seviyede mümkün olması için, köpekte bulunan aidiyet ve sadakat duygusunu beslemek gerekmektedir. Daha doğrusu “Sahip” bir canlıyı kendine ait kılmak istiyorsa, hele hele maksimum’a yakın bir aidiyet istiyorsa, bunun için göstermesi gereken efor maksimum değil maksimum’un üzerinde olmalıdır.
Lider emekçidir, saraylı değil!
Sahip olmak tanrıyı oynamak; sahiplenmek ise omuz vermektir!
Onlara sahip olmayalım, sahiplenelim!


Erdinç Sarımusaoğlu



Sitede bulunan tüm içerikler Erdinç Sarımusaoğlu'na aittir. İzinsiz kopyalanamaz, başka mecralarda kullanılamaz, her hakkı saklıdır